Baltayı Bilemek

Ocak 15th, 2009 No Comments   Yaşam kategorisinde

Bir ormanda iki kişi ağaç kesiyormuş. Birinci adam sabahları erkenden kalkıyor, ağaç kesmeye başlıyormuş, bir ağaç devrilirken hemen diğerine geçiyormuş. Gün boyu ne dinleniyor ne öğle yemeği için kendine vakit ayırıyormuş. Aksamları da arkadaşından bir kaç saat sonra ağaç kesmeyi bırakıyormuş.
İkinci adam ise arada bir dinleniyor ve hava kararmaya başladığında eve dönüyormuş. Bir hafta boyunca bu tempoda çalıştıktan sonra ne kadar agaç kestiklerini saymaya başlamışlar.
Sonuç: İkinci adam çok daha fazla ağaç kesmiş. Birinci adam öfkelenmiş: “Bu nasıl olabilir? Ben daha çok çalıştım. Senden daha erken ise başladım, senden daha geç bitirdim. Ama sen daha fazla ağaç kestin. Bu isin sırrı ne?”
İkinci adam yüzünde tebessümle yanıt vermiş: ”
Ortada bir sır yok.. Sen durmaksızın çalışırken, ben arada bir dinlenip baltamı biliyordum. Keskin baltayla, daha az çabayla daha çok ağaç kesilir.
“Kendimizi geliştirmek, baltamızı bilemektir. Kendimize zaman ayırıp, yaşamımızı objektif bir bakışla gözden geçirmektir. Zayıf bulduğumuz alanlarımızı geliştirmek için caba göstermektir. Bu, zihnimizin, ruhumuzun, karakterimizin güçlenmesi için olmazsa olmaz bir koşuldur. Delhi’deki ünlü tapınakta Sokrat’ın su sözü yer alır: “İnsan Kendini Tanı.” Kendini tanımak, şu anda olduğumuz noktayla olmak istediğimiz nokta arasındaki yoldur. Kendini tanımak, kendimizi nasıl gördüğümüz ile başkalarının bizi nasıl gördüğü arasında fark olmaması anlamına gelir. Bireysel ve iş yaşamımızda basarılı, mutlu ve doyumlu olmak istiyorsak, baltamızı bilemek için kendimize zaman ayırmalıyız.


Erkeğin hayatı Nasıl Değişir.

Ocak 15th, 2009 No Comments   Eğlence kategorisinde

Batıl Evlilik İnançları

Ocak 15th, 2009 1 Comment   Yaşam kategorisinde

Eski zamanlardan beri bir genç kızın evlenebilmesinin, kısmetinin açık olup olmamasıyla ilişkisi olduğu kanısı yaygındır. Bu yüzdendir ki, bazı batıl uygulamalar yapılmıştır ve hali hazırda bu uygulamalar halk arasında çok rağbet görmektedir.

· Gelin ayakkabılarının altına ya da gelinliğin eteğine ismini yazmak…

· Kına gecesinde çıkarılan duvağı, kısmeti kapalı olduğuna inanılan kızın başına takmak…

· Pazartesi günü, oğlan evinin kızlarının, kız evinde genç gelinin saçından “darısı başıma” diyerek bir tutam saç kesmek…

· Gelin evden giderken, arkada kalan evlenmemiş kızlar süpürsün diye süpürge bırakmak…

· Kız evinde, oğlan tarafından gelen nişan sepetini ya da tepsisini, evlenmemiş bir kızın başının üstünde açarak, onun da kısmetinin açılmasını sağlamak…

· Gelin duvağından gelin teli koparmak…

· Gerdek gecesi geline ikram edilen baklavadan gelin, bir diş ısırır, kalanı ise evlenmemiş kızların kısmeti açılsın diye onlara yedirilir…

· Gelin attan inmeden verilen bir bardak suya serçe parmağını sokar, sonra bardaktaki suyu hayırlı bir kısmet bulmaları için bekar erkekler birer yudum olarak içerler…

· Gelin oturacağı eve geldiğinde, sağ koltuk altına Kur-an, sol koltuk altına ise ekmek konur. Sonra bunlar alınır ve ekmekten birer lokma koparılarak “darısı sizin başınıza” diyerek kızlara dağıtılır, kızlar da sözde utanarak, sıkılarak ekmek parçalarını yerler…

· Söz kesmeye gidildiğinde, sözü kesilecek olan kız misafirlerin bulunduğu odaya ayaklarını sürüyerek girerse, o semtin kızlarının kocaya erken gideceğine inanılır…

· Gelin gerdek gecesinin ertesi gününden bir hafta sonrasına kadar, kendini görmeye gelen evlenmemiş kızların burunlarını sıkar, bu, onlara da evliliğin bulaşması anlamı taşır.

· Geline kına yakıldıktan sonra, kalan kına evlenmemiş kızlara yakılır. Ayak kınasından alınarak kızların başına sürülür ve “bahtları açılsın” denir…

· Kına gecesi evlenmemiş olanlar, içilen kına şerbeti bardağının içine bir miktar para bırakırlar, parayı bırakanın talihinin açılacağına, bırakmayanın da felakete uğrayacağına inanılır…

· Düğünde kısmeti kapalı olan kız, masadan bir kaşık çalarak bunu kızın oturduğu evin damına atar. Şayet kızın annesi ya da babası kaşığı görüp başka bir yere atarlarsa, o kızın kısmeti kapalı kalır. Yok eğer, “bu kaşığı kim atmış, sahibi kim?” diyerek sahibini ararlarsa, kızın kısmeti açılır. Kaşığı kimse görmese bile kızın kısmeti açılır…

· Nişan yüzüklerindeki kurdeladan bir parça alan kızın kısmetinin açılacağına inanılır…

· Düğünde gelinin ve damat ın başı üstüne atılan paradan almak da, uğur sayılır…

· Gerdek öncesi gelin ve damattan kalan yemeği yiyen kızların kısmeti açılır diye bilinir…

· Gerdek gecesinin ertesi günü gelinin yanına kısmeti kapalı iki kız oturtulur. Bu suretle onların da kısmetlerinin açılacağı kabul edilir…

· Kısmeti kapalı kızlara gelin, erkeklere de damat hamamda başlarından aşağı su dökerek, kısmetlerinin açılmasını sağlarlar…

· Nişan duası sırasında duayı yapan önüne konan şekerleri okur, bu şekerlerden üç tane yiyen bekarların kısmeti açılır…

· İmam nikahından sonra, erkek tarafından gelen şekerler yenir, kısmeti kapalı olanların bu şekerlerden yedikten sonra kısmetlerinin açılacağına inanılır…

· Gelin, damat evine geldikten sonra üzerine halka ekmekler takılmış bir oklavayı, kaynanayla birlikte tutarak oynar. Sonra bu ekmekler oradaki bekarlara dağıtılır ve yiyenlerin kısmetlerinin açılacağına inanılır…

Bu kış bu atkılar moda :))

Ocak 15th, 2009 No Comments   Eğlence kategorisinde


Etiketler: , ,

Gerçek Sevgi

Ocak 15th, 2009 No Comments   Yaşam kategorisinde

Bir gün sormuşlar ermişlerden birine: “Sevginin sadece sözünü edenlerle, onu yaşayanlar arasında ne fark vardır?” Bakın göstereyim demiş, ermiş. Önce sevgiyi dilden gönüle indirememiş olanları çağırarak onlara bir sofra hazırlamış.

Hepsi oturmuşlar yerlerine. Derken tabaklar içinde sıcak çorbalar gelmiş ve arkasından da derviş kaşıkları denilen bir metre boyunda kaşıklar. “Ermiş bu kaşıkların ucundan tutup öyle yiyeceksiniz” diye bir de şart koymuş. Peki demişler ve içmeye teşebbüs etmişler. Fakat o da ne? Kaşıklar uzun geldiğinden bir türlü döküp saçmadan götüremiyorlar ağızlarına. En sonunda bakmışlar beceremiyorlar, öylece aç kalkmışlar sofradan.

Bunun üzerine şimdi demiş ermiş, sevgiyi gerçekten bilenleri çağıralım yemeğe. Yüzleri aydınlık, gözleri sevgi ile gülümseyen ışıklı insanlar gelmiş oturmuş sofraya bu defa. “Buyurun” deyince, her biri uzun boylu kaşığını çorbaya daldırıp, sonra karşısındaki kardeşine uzatarak içirmiş.

Böylece her biri diğerini doyurmuş ve şükrederek kalkmışlar sofradan işte demiş ermiş, ‘kim ki gerçek sofrasında yalnız kendini görür ve doymayı düşünürse, o aç kalacaktır. Ve kim kardeşini düşünür de doyurursa o da kardeşi tarafından doyurulacaktı r şüphesiz ve şunu da unutmayın, gerçek pazarında alan değil, veren kazançtadır daima.